| ISBN | : 9786051516172 |
| Barkod | : 9786051516172 |
| Marka | : Hayat Yayınları |
| Kategori | : İnceleme - Araştırma |
| Türü | : İnceleme |
| Sayfa Sayısı | : 368 |
| Kitap Dili | : Türkçe |
| Eser Tipi | : Orjinal |
| Kapak Türü | : Kulaklı Amerikan |
| Kapak Rengi | : CMYK |
| Kapak Gramajı | : 230 |
| En ve Boy | : 160X240 mm |
| Selefon Türü | : Mat selofan |
| Stok Durumu | : Stokta Var |
Siyasi partiler, anayasal kurumlar olsalar da devletin herhangi bir yönetim organı değillerdir. Siyasi partilerin ülkenin yasama ve yürütme organlarında görev yapabilmeleri, yani kamusal alanda görev almaya hak kazanabilmeleri, ancak ülke genelinde ve yerel yönetimlerde yapılan seçimlerde dereceye girmeleriyle mümkündür.
Siyasi partilerin varlık nedeni, onurlu ve hür yaşamını sürdürmek isteyen yurttaşların devletin devasa gücüne karşı savunmasız kalmasını ve devleti yönettiğini iddia eden aktörlerin toplumu istedikleri gibi şekillendirebileceği bir "nesne" olarak görmeye başlamasını önlemektir. Bu nedenle ‘’demokrasinin vazgeçilmez unsurları’’ olarak görülürler.
Siyasi partilerin özünde bir sivil toplum kuruluşları olmaları, seçimlerde başarılı oldukları takdirde de toplumsal yaşamın en asil eylemlerinden biri sayılan devlet yönetiminin önemli bir paydaşı olmaya hak kazanmaları, onları ülke yönetiminde eşsiz bir konuma getirir.
Siyasi partiler, yüzlerce farklı lokasyonda örgütü bulunan, yönetici sayısı bini, aktif üye sayısı milyonu aşabilen, özel kişilere ait herhangi bir ortaklar kuruluna tâbi olmayan, bünyesinde birden fazla güç merkezi olan ve kâr amacı gütmeyen büyük, karmaşık siyasi tüzel kişiliklerdir. Hem sosyo-demografik hem de beklenti çeşitliliği bakımından birbirinden farklı üyeleri (kitleleri) bünyelerinde barındırmaları nedeniyle de kendi içlerinde bireysel, grupsal ve sınıfsal çıkar gerilimini en üst seviyede yaşayan kurumlardır. Siyasi partiler aynı zamanda, bir ulusun demokratik yaşama uygunluk derecesinin sürekli test edildiği, tüm yurttaşlara açık sivil toplum laboratuvarlarıdır.
Bu derece yoğun ve karmaşık faktörün ve çeşitli aktörün bir arada bulunduğu organizasyonlarda “meşru” şekilde bir siyasi partinin yönetimine gelebilmek, daha sonra da seçimleri kazanarak siyasi partiyi yasama ve yürütmede etkili bir yönetim pozisyonuna taşıyabilmek veya muhalefette kalarak yönetime meydan okuyabilmek hiç de kolay değildir. Yüksek derecede nitelik ve erdem gerektiren bu zorlu görevlerin yerine getirilmesi, siyasi parti lider ve yöneticilerinin ancak “çoğunlukçuluk”, “çoğulculuk”, “kapsayıcılık” ve ‘’etkililik’’ ilkelerinin hepsine eş zamanlı riayet etmesiyle mümkündür.
Siyasi Parti Yönetimi başlıklı elinizdeki kitap bu doğrultuda hazırlanan somut bir yönetişim önerisini tartışmaya açıyor.
