“Bana sevgi dolu bir yürek gösterin.
Size, ‘Cennet işte orada!’ diyeyim.”
Duyguların dibe vurduğunda sakın dökülme
kıymetsiz bir yüreğin merhametine.
Hem seni anlamaz hem dalgasını geçer
hem de dedikodu yapar.
Limana demirlemiş bir gemi gibi sus
ve içine at yaşadıklarını,
sonra da Allah'ın makamına sığın.
İnsanlar vicdansız bir şekilde tarumar ederken yüreğini,
seni Yaratan, bin kez yanlış yapsan da
hem gizleyecek hem de kabul edecek seni.
Hadi bir yerlerden başla ve ayağa kalk yoksa kaybolup gideceksin. Fırtınalar bana ne yapar diye düşünme, denemeden bunu bilemeyeceksin. Moralini yüksek tutar, kendini yenileyerek adım adım ilerlersen kesinlikle zafere ulaşacaksın. Çünkü her zafer, sefere niyet edenleri aşk ile beklemektedir.
Kendinle yüzleşerek başlayabilirsin. Hataların, yanlışların, özür bekleyen kişiler, affedemediklerin, ihmal ettiğin sevdiklerin… Son defa onlarla yüzleş, onlara teşekkür et, onlardan özür dile sonra da kollarını sıva ve savaşmaya başla.
Kendine inanmazsan kimse sana inanmayacak. Eğer yüreğinin gücünün farkına varmazsan kimse sana sevginin gücünün tüm dünyayı kuşattığını anlatmayacak. Hayatta bir şeye sahip olmak için değil, ait olduğun şeylere ruhundan bir şeyler katmak için yaşa.
Unutma! Sen çok özelsin… Allah’ın yarattığı en güzel varlıksın. Kendinin farkında ol ve hayat denilen sahneden rolünü hakkıyla yaparak ayrıl.
- Etiket fiyatı
- 380,00
- İlk Basım Tarihi
- Aralık 2024
- Kitap Adı
- Sen Çok Özelsin
- Yazar Adı
- Zekeriya Efiloğlu
- Sayfa Sayısı
- 304
- ISBN
- 9786051513447
- Marka
- Hayat Yayınları
- Kategori
- Kişisel Gelişim
- Kitap Boyutu:
- 13,5 x 21
- Yayınevi Alt Markası Adı
- Hayat Yayınları
Zekeriya EFİLOĞLU
28 Mart 1972’de, Karadeniz’in sisli dağlarının koynunda, Akkuş’un serin bir sabahında bir bebek doğdu. O bebek, yalnızca bir ömrün değil; nice gönle dokunacak bir hikâyenin, uzun bir adanmışlık yolculuğunun ilk cümlesiydi.
Alfabeyi Ünye’de tattım; öğretmenlik düşlerim, Lâdik’in rüzgârında şekillendi. Süleyman Demirel Üniversitesi, bana sadece bir meslek değil; duruşumu, sesimi, kimliğimi verdi. Henüz 21 yaşımdayken, Türkiye’nin en güneyinde, Hilalli İlköğretim Okulu’nda “çocuklar” diye başlayan ilk cümlem, kara tahtadan önce çocuk yüreklerine yazıldı.
O günden beri harfleri tahta silgisine değil, insanların hafızasına ve kalbine işliyorum.
Şanlıurfa’dan Gaziantep’e uzanan bu yolculuk, yalnızca ders ziliyle sınırlı kalmadı. Televizyon kameralarına, radyo mikrofonlarına, gazete sütunlarına ve kitap sayfalarına taşındı. Müdür odalarının resmiyetinde değil, okul koridorlarının gürültüsünde buldum hayatın gerçek ritmini. Her çocuk, ayrı bir evren; her öğretmen masası, toprağa ekilmiş yeni bir umut oldu. Bahar TV’de Dönemeç, Kanal 5’te Ahde Vefa ve Yansımalar ile ekrandan ses verdim; radyoda nefes, gazetede kelime oldum.
Türkiye Yazarlar Birliği Gaziantep Kurucu Başkanı olarak kelimelerin sınırlarını zorladım. Yarışmalar düzenledim, kitaplar bastım; Yapraktaki Damlalar, Bir Şiirdir Öğretmen, Sana Emanet… Ve pek çok antolojide genç kalemlere köprü oldum. Yine de kendimi ne yalnızca yazar ne yönetici ne öğretmen olarak gördüm. Ben, okyanusunu kaybetmiş ama hâlâ denizi düşleyen bir kum tanesiyim.
2003-2010 yılları arasında Gaziantep Eğitim Bir Sen Şube Başkanlığı yaptım; eğitim dünyasında ses olmaya, yankı bırakmaya çalıştım. 2019-2024 arasında Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nde Gençlik Hizmetleri ve Spor Daire Başkanı olarak gençlik ve sporun nabzını tuttum.
Benim işim, mesai saatlerine sığmaz; yollarda, kürsülerde, kalplerde devam eder. Seminerlerimde maneviyatı, aileyi, sevgiyi harmanlayarak “insan kalabilmenin” sırrını fısıldarım.
Evliyim, üç çocuk babasıyım. Ama en çok, bu ülkenin yarınlarına babalık yapmaya çalışırım.
Ben, Anadolu’nun tozlu yollarında yürüyen, kimi zaman bir çocuk gülüşünde, kimi zaman bir kitap satırında saklanan yolcuyum. Adım Zekeriya Efiloğlu; okyanusunu kaybetmiş bir kum tanesi… Ama içinizden bir tanesi.